Kara Kedinin Günlüğü

…eğer susarsam,öfkem yitik bir vadide yankılanır.

Dönüşüm(Franz Kafka)

Gregor Samsa bir sabah kendisini dev gibi bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Kafka’nın bu gerçeküstü kurgusu, çalışma toplumunda yabancılaşmayı göstermek için başvurduğu bir metafordur. Böcekleşen ama böcekleştiğinin farkına varabilme yetisini kaybetmiş, bütünüyle çalışma toplumunun içine gömülmüş ve çalışma toplumunun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçları olarak gören insanlarda kafayı duvara çarpma etkisi yaratır, böcek metaforu. Köleden bile beter bir yaşamı yaşamaktadır çünkü çalışma toplumunun gönüllü köleleri. Antikçağ’daki kölenin amacı, kendisinin de çok rahat bir şekilde kabul edebileceği gibi, efendisinin gereksinimlerini karşılamaktır. Oysa işçi, çalışma toplumunun kurbanı, böyle bir bilinç açıklığından yoksundur. İşçi, kendisinin amacını kendi yaşam koşullarını sağlamak olarak, ya da daha rahat, daha huzurlu bir yaşama kavuşmak olarak belirler. Halbuki, o kendi yaşamını ürettikçe, kendi ihtiyaçlarını karşıladıkça, çalışma toplumunun ihtiyaçlarını, burjuvazinin ihtiyaçlarını yeniden üretir. Çünkü, onun yaşamı, çalışma toplumunda kendisinin ürettiği ama sahip olamadığı bir dünyaya hizmet etmekten ibarettir. Kölenin kendi durumuna ilişkin doğru bilincinin tersine işçi, bu toplumda özgür olduğu ve kendi yaşamına hükmettiği yanılsamasına sahiptir. Artık bilinç de gitmiştir. Böcekleştiğinin farkına varamayacak aciz bir durumdadır. Böcektir, bilemez. Böcektir, Kafka gösterir, Gregor Samsa deneyimler.

Gregor Samsa tedirgin düşlerden sonra kendisini böceğe dönüşmüş olarak bulduğunda aslında insan olduğunun farkına varır. Hemen şunları söyler: “Amma da zahmetli bir meslek seçmişim! Her Allahın günü yoldayım. İşin yorgunluğu ve telaşı, firmadaki işlerin gerektirdiğinden çok daha fazla; üstelik başıma bir de bu seyahat belasını yıktılar; aktarma trenleri yakalamak için çektiğim sıkıntılar, düzensiz saatlerde yenen kötü yemekler, durmadan değişen, asla sürüp gitmeyen, içtenlik kazanmayan insan ilişkileri. Hepsinin canı cehenneme!” “Bu erken kalkmalar insanı büsbütün serseme çeviriyor. İnsan uykusunu almalı.” Kendi dışına çıktığında, insan olmanın dışına çıktığında, kendisinin aslında insan olduğunun ve hakettiği koşullara sahip olamadığının farkına varır. Böcekleşmiş insan, yani kendi niteliklerinin yerine böceğin niteliklerini koymuş insan, bu durumun farkına insan görünümündeyken varamaz. Onu, bu durumun farkına vardıran görünümündeki büyük bir dönüşümdür. Bedeni artık bir böceğin bedenidir. Ve orda anlar insan, orda anlar Gregor Samsa, insan olduğunu. Yabancılaşmanın en üst boyutudur söz konusu olan. Yabancılaşmıştır. Kendi özüne, kendi öz niteliklerine, onu hayvandan farklı kılacak olan ideallerine. ‘Dönüşüm’ böyle başlar, Gregor Samsa’nın insan bedeni böceğinkine dönüşür ama bu dönüşümle birlikte Gregor Samsa, böcekleşmiş düşüncelerinden kurtulup insan olduğunun farkına varır. Şu soru sorulur: “Gregor niçin, en küçük bir gecikmede hemen en büyük kuşkuların uyandığı bir firmada çalışmaya mahkumdu acaba?”
Çalışma ya da emek, çalışma toplumunun kabusudur. İnsanların zorunluluklarını ve hayvanlarla ortak olan yanını ima eder, Marx’ın kemiklerini sızlatırcasına. Çünkü Marx emeği insanın karakteristik özelliği, onu hayvandan ayıran etkinliği olarak görüyordu. Kapitalizmde ise çalışma, eziyettir, zahmete eşdeğerdir. Bir an önce kaçınılması gereken, sadece onsuz hayatı sürdürmenin imkansızlığı üzerine kurulu olan bir faaliyettir. Ve insanlar kaçar çalışmaktan, kaçtıkça daha çok gömülür. Çünkü çalışmanın ötesinde hiçbir şey yoktur bu toplumda. Çalışma toplumudur bu ve yaşamak isteyen çalışmak zorundadır. ‘Çalışma Hakkı’nın, Aydınlanma’nın temel ilkelerinden birisi ve işçi sınıfının uzun süre peşinden koştuğu bir ideali olması ironik bir durumdur. Ailesi için, bu eziyetten, çalışma zorunluluğundan muafiyeti Gregor Samsa sağlıyordu. Gregor Samsa’nın bir böcek olup da bu toplumda yaşayamaz ve kendi işlevini yerine getiremez oluşunun sonucu olarak aile, tekrar çalışma zorunluluğu, para kazanma zorunluluğuyla karşı karşıya kalır. Annesi, babası ve kızkardeşi artık çalışmak zorundadır. Onların çalışma zorunluluğundan muafiyetini sağlayan, Gregor Samsa’nın işçi olma niteliği artık sona ermiştir. Dolayısıyla anne, baba ve kızkardeş için en büyük cezayı uygulayan, böceğe dönüşmüş olan Gregor Samsa’dır. Bundandır, baba hep söylenip durur ve dönüşümden sonra evde zaman hep keyifsiz geçer.

Kapitalizmde her türlü duygusal ilişkinin yerini katı çıkar ilişkileri alıyor. Toplumu birbirine bağlayan sevgi, saygı gibi kavramlar artık kayboluyor ya da biçim değiştiriyor. Marx feodal toplumdan kapitalist topluma geçiş sürecini Komünist Manifesto’da şöyle ifade eder.
Burjuvazi üstünlüğü ele geçirdiği her yerde bütün feodal, ataerkil, pastoral ilişkilere son verdi. İnsanı ‘doğal efendiler’ine bağlayan çok çeşitli feodal bağları acımasızca kopardı, ve insan ile insan arasında, çıplak çıkardan, katı “nakit ödeme”den başka hiçbir bağ bırakmadı. Dinsel tutkuların, şövalyece coşkunun, darkafalı duygusallığın kutsal titreyişlerini, bencil hesapların buzlu sularında boğdu. Kişisel değeri, değişim-değerine indirgedi, ve sayısız yokedilemez ayrıcalıklı özgürlüklerin yerine, o biricik insafsız özgürlüğü, ticaret özgürlüğünü koydu. Tek sözcükle, dinsel ve siyasal yanılsamalarla maskelenmiş sömürünün yerine, açık, utanmaz, dolaysız, kaba sömürüyü koydu.[1]

Bunun sonucu olarak eğer işe yaramayan, bir yarar sağlamayan kardeş de olsa evlat da olsa artık sırtta taşınan bir yük olarak görünür Dönüşüm’de.

Dönüşüm’de dikkatimizi belki de dönüşümü dolaysızca, apaçık yaşayan Gregor Samsa’dan alıp öykünün başka bir önemli karakterine yönlendirmek yerinde olabilir. Gregor Samsa’nın kızkardeşi Grete de bir dönüşüm yaşamaktadır. Başlangıçta, Grete, annesi ve babası gibi Gregor Samsa’nın çalışması sayesinde çalışma zorunluluğundan muaftı. Çalışma zorunluluğuyla henüz yüzleşmemişti. Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşmesine rağmen, ailede ona en yakın duran kişi Grete’dir. Odasını toparlayan, ona yemek götüren, neyi yeyip neyi yemediğine dikkat eden Grete’dir. Gregor Samsa’nın bir gün bu durumdan kurtulup tekrar eski günlere dönecekleri umudunu en çok o taşır. Fakat bir tezgahtar olmasıyla beraber, yani çalışma toplumunun çarklarına girmesiyle beraber Gregor Samsa’ya gösterdiği ilgi azalmaya başlar. Artık onun odasını eskisi gibi temizlemez, yemeğini yeyip yemediğine dikkat etmez. Gregor Samsa’yı umursamamaya başlar. En sonunda, Gregor Samsa’nın, Grete’nin ailesinin ve kiracıların önünde verdiği keman resitalini bozmasıyla Grete, Samsa’ya karşı en sert tavrı alır. Onun Gregor Samsa olmadığını, bir an önce evden gitmesi gerektiğini, ailece ondan kurtulmaları gerektiğini, yani ailede herkesin düşündüğü ama açıkça ifade edemediği düşünceleri öfkeli bir şekilde ifade eder. Anne-babasına şöyle der: “Bu belayı başımızdan atmanın bir yolunu bulmaya çalışmak zorundayız. Ona bakmak ve katlanmak için, bir insanın yapabileceği ne varsa herşeyi yaptık. Aksi takdirde ikinizi de mezara yollayacak. Biz böyle canımızı dişimize takıp çalışmak zorundayken, bir de evdeki bu sonu gelmez işkenceye katlanamayız.”

Grete dönüşmüştür. Çalışma toplumunun bir üyesi olarak, içinde yaşadığı topluma ayak uydurmaya başlamış, hiçbir değer sağlamayan bir varlığa katlanılamayacağı sonucuna ulaşmıştır. Grete böcekleşmiştir. Gregor Samsa’nın fiziksel anlamda böceğe dönüşmesi zaten böcekleşmiş olduğunun doğrulanmasıdır. Fakat Gregor Samsa, böcek biçimine büründüğünde insansal duygularını doruğunda yaşar. Ailesini, kızkardeşini, onu insan olarak var eden öğeleri daha çok göz önünde buılundurmaya başlar. Grete ise çalışma toplumunun bir üyesi olduktan sonra insansal duygularını yitirir, abisini, toplumda işlevini yerini getiremeyen bir durumda görmekten tiksinmeye başlar. Grete artık yabancılaşmış toplumun bir parçasıdır ve böcek olarak o da yerini almıştır.

Son olarak, ailenin, Gregor Samsa’dan kurtulduktan sonraki durumuna bakmakta da yarar var. Gregor Samsa çalışamaz bir hale gelip bir böceğe dönüştükten sonra, artık onun ticari niteliği sona ermektedir. Ailesinin aylaklığının önünde bir engeldir. Gregor Samsa’da artık sömürülecek bir yan kalmamıştır ve çöpe atılması gerekmektedir. Hizmetçi onu süpürür. Ama aile, bu yükten kurtulmanın hemen ertesinde yeni bir pazar keşfeder. Kızları Grete onlar için yeni bir ticari nesne, yeni bir pazar alanıdır. Öykü şöyle sonlanır: “Bay ve Bayan Samsa, son zamanlarda çektiği, onu sararıp solduran bütün eziyetlere ve sıkıntılara rağmen Grete’nin ne kadar da gelişip güzelleştiğini aynı anda fark ettiler. Kızları için artık dürüst, cesur ve efendiden bir koca arama zamanının geldiğini düşündüler.”


[1] Marx, Karl ve Engels, Friedrich (2002): Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri, çev. Muzaffer Erdost, Ankara: Sol Yayınları, s. 119
*Doğan Barış Kılınç Dicle Üni. Felsefe Böl Araştırma Görevlisi

About these ads

Mart 7, 2007 - Posted by | Felsefe

15 Yorum »

  1. ya bu kitabın ana fikri ne fikir çıkaracağızz???

    Yorum tarafından elif | Şubat 9, 2009 | Cevapla

    • Göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün olabilir mesela :D komik değil çok iyi oturdu :D (Orfe76)

      Yorum tarafından orfe76 | Ekim 17, 2011 | Cevapla

  2. Bu kitaptan kendini çıkaracak birine benziyorsun asıl amacı ise ne olduğunun farkına varmaktır ki anladığım kadarıyla sen varmışsın.

    Yorum tarafından Kürşat | Mart 4, 2009 | Cevapla

  3. ya gerçekten bu kitabın ana fikri nedir yarn sınaw olcam.acil lazım

    Yorum tarafından gizem | Mart 12, 2009 | Cevapla

    • sınav zamanı geçtiği için artık paraya kıyıp kitabı okumanız gerekecek..ya da boşverin siz böyle kalmaya devam edin.

      Yorum tarafından karakedi | Eylül 23, 2009 | Cevapla

      • bayıldım cevaba :D

        Yorum tarafından orfe76 | Ekim 17, 2011

  4. arkadaslar ben bu kitabı okudum ama hiç bişey cıkaramadım yani,ders , ana fikir olarak kitabın sonunu solemıyeyım ama sonunda ders verici bir şey olmadı ve merak ettım sizce ana fikir ney ?

    Yorum tarafından özkan | Haziran 16, 2009 | Cevapla

    • Aç gözlülüğün yarattığı bu sistemde istemesende köle oluyosun. Kafka diyorki bazı değerlerimizi kaybetmememiz lazım. Doğanın kanunu sende yaşlanacaksın seni bir böcek olarak görecekler fark ettirmeyecekler ama ölümün mutluluk getirecek ve timsah gözyaşlarını… İşte böyle bir davranışın yanlış olduğunu savunuyor. Her şey bir at yarışı olmamalı, bu kadar olmamalı, ama gençleri görüyoruz birer moron olma yolunda gözerinde morluklarla 7/24 bankamatikler gibiler… Unutulan şeyse insan oldukları, geleceğin bankamatikleri değil ! Üstelik sadece insanda değiller, gençler, yaşamlarının en güzel en körpe vakitleri… Onlar insan olduklarını unutuyorlar birbirlerini ezmenin mübah olduğu birinin bir diğerinin ayağını kaydırma çabasının normal göründüğü ekosistemlerinde birer canlı! olarak yaşıyorlar. Çalışmayıp haytalık yapanlarsa böcek sıfatını alıyor. Çalışmakta lazım ama köle olmamak lazım kafka işte bunu diyor. İnsan birazda yaşamına zaman ayırabilmeli… olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol… kısaca: Yabancılaşma(olumsuz)…

      Yorum tarafından orfe76 | Ekim 17, 2011 | Cevapla

    • süper bi açıklama olmuş.

      Yorum tarafından cansu | Mart 1, 2012 | Cevapla

  5. bu kitabı okurken daha farklı düşünmüştüm, çalışan birey böcek oluyor ve artık bir işe yaramıyor diye aile onu dışlıyor şeklinde. farklı insanlarla konuştuğumda onların da farklı algıladıklarını işittim, mesela çocuktan ergenliğe geçiş ve burada ailenin çocuğu yabancılaması gibi. şimdi burada okuyunca kitabı tekrar okumam gerektiğini anladım, bir de bu açıdan bakmak lazım, fakat her açıdan sonuç olarak yabancılaşmayı anlatıyor.

    Yorum tarafından elif | Ağustos 14, 2009 | Cevapla

  6. arkadaşlar ben bu kitabı okudum ve çok beğendim çok güzel anlamlar çıkarabiliyorsunuz..ben burdan şunu çıkardım bir adam ailesi onu para için çalıştırıyor yani parasız olsa onu istemiycekler ve buda oluyor tabiiki adam böcek olunca yani gregor samsa ailesi onu istemiyor sadece ablası ona yardım ediyor ama babası dövdüğü için gün geçtikçe zayıflıyor ve ölüncede dışarı atılıyor.yani burda ailemize kendimizi para için sevdirmemeliyiz onların niyetini anlamalıyızben öyle ders çıkardım o şekil yaniiiii…

    Yorum tarafından tuğçe | Ekim 28, 2009 | Cevapla

  7. teşekkürler KİTAP
    İÇİN O ŞEKİL YANİİİİİİİ

    Yorum tarafından tuğçe | Ekim 28, 2009 | Cevapla

  8. emeğine sağlık çok güzel açıklamışsın…insanlar olanları nasıl anlamak isterlerse öyle anlarlar..o yüzden zorlamanın mantığı yok..

    Yorum tarafından dilay | Ocak 6, 2010 | Cevapla

  9. süper emegini ze sağlık…xD

    Yorum tarafından açelya | Şubat 12, 2010 | Cevapla

  10. gregor samsanın toplumdan dışında kalmasını yada en alt seviyeye düşmesini anlatıyor yatağından kalkmasıyeni haline kendisinin alışması kapıyı açması toplumla yüzleşmesi gibi metaforlar var. mesela kardeşinin başta iyi davranıp sonra ailesine uyup kotu davranmasıyla konservatuara gitmek istemesi ve konservatuardan vazgeçmesi eş zamanlı oluyorburda sanatçılara gönderme var. hizmetçinin iyi davranmasının sebebi de zaten hizmetçinin toplumun en alt sınıfında olması. tabii daha geniş bi kaynaktan araştırıp okumak lazım.

    Yorum tarafından mehmetağa | Nisan 9, 2010 | Cevapla


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: