kokuşma
düşünsel cinsellik ve
sevgiyi kemiren dizginsiz küfürler,
hijyenik sevişmelerde yükselen
kemiksiz orgazm kokusu.
hayasız yağan yağmurun ardında
güm diye patlayan tabiri caiz
ana avrat küfürler ve
mahçup yüzleri deşifre eden gece ayinleri.
nihavend makamında yaşanan gel gitler.
marifet gibi anlatılan kerhane anıları.
ve şehri sükünete davet eden,
gayrı meşru olmayan resmi cinayetlere
yakılan ağıtlar.
Tuhafıma gitmiyor artık,
çünkü masallara inanmıyorum.
Ne Olacak Sonumuz!
Yıkılan onca fikir, gelişen onca dinamik yapı, atılan onca adım neden bir yerlere taşıyamıyordu toplumları. Loş ışıklar altında gizli saklı olan idealar aslında kurtaracaktı hümaniteyi. Oyuklardan sızan ışığın üzerine düştüğü bu garip ekoloji vahşi gözlerini parıldatıyordu, her onu değiştirmek isteyene. Korkuyorlardı aslında ve utanmalarıda bu korkularından türeyen, onlara kesilmiş cezalardır onlar bunu göremese de.
Yontmalar, hiyeroglifler, kabartmalar, ardından zamanın içerisinde keşfedilen papirüs üzerine gerçekleştirilen yazım dili bile artık karşı çıkamıyordu bu yapıya. Sınırlandırılıyor, yasaklanıyor ve önüne setler çekiliyordu. Aslında insanlığa büyük bir armağandı yazmak, anlatmak ve düşüncelerini eyleme dökmek. O kadar zarif bir işti ki bizler bunu layıkı ile hiçbir zaman yapamıyoruz.
Sonuç olarak güne düşen, dünün artıklarına baktıkça bugün. Zümrütten, somaltından ve yakuttan saraylar görüyoruz geçmiş tarihimizde. İçlerinde cariyeler, hadım ağaları kontrolünde tutsak. Perşembe Anna, çarşamba Nina, salı ..nın günü. Ne günümü?
Tabi ki efendisinin çürümüş bedeninin altında döşek, üstünde yorgan olma günüdür. Anna, nina ve niceleri için. Uluların, bahtiyarların otağ kurduğu, cihangirlerin kandan, buhurdan kudurduğu inlerde yaşayan, bir görünen tarihi yaşadık bizler. Günün kokuşmuşluğunu ve çürümüşlüğünü görenler ya sadece ahir zamanda, seher yeliyle nasıl bir ağaç ürperirse, yukarıda bahsettiğimiz o kokuşmuş duvar da muttasıl öyle ürperiyordu. Ya da başka vakitlerde ise sadece tek büründüğümüz canlı formu yarasa gibi olmamızdı bunlara tek sebep. Tek farkımız bizler günün her saatinde sokaklardayız.
Ne olacak sonumuz diye düşündüğünde tutunamayanlar. Tek çıkar yolu muammanın üstüne oturmuş sır kapısını aralamaktır diye fısıldıyor çevre sesler.
Peki sizce ne olacak sonumuz?
San/rı
bu gece karanlığın rengi kırmızıydı…
kan
hah!kırmızı karanlık…öylesine, sonu olmayan derin bir kesikten geldi kırmızı..ne zaman biteceğini merak ediyordum.ayılmam şarttı.bekledim.beklerken uyumuşum…
elma şekeri..
sayıkladıklarım kulağımda…uykumda bana eşlik eden bir tat oluştu damağımda…tatlı biraz,biraz buruk,oldukça keskin…dilimi parçaladı..
ses..
oysa her şeyi sağır sanıyordum.mesela aynam..değil miydi yoksa?
umut içinde çaresizlik..
bir öykü düştü aklıma…hani şu cinayet işledikten sonra ellerindeki kanı temizlemeye çalışan adamın öyküsü…yıkadıkça, kan ellerine iyice yerleşir.su güçsüzdür,adam biçare…sonra zımparalar ellerini kanı temizlemek için..zımparaladıkça kanar elleri.kanadıkça kan bulaşır ellerine.kan bulaştıkça zımparalar ellerini.hangisi daha kötü?kaybolmak mı?kaybetmek mi?
Kuyu…
aynı yerlerde farklı olmak..henüz ölmedim.belki yarın.
gül
hangisi ama?kimin gamzesi daha kırmızı? Kaçıncı soru bu?
saymadım.
sevda..
kuşun kanadındaydı bir zamanlar.Ha bir de başucumda.saklan..görmesinler seni..
sigara…
bir yel çalsa kapımı.otursak.kahve içsek beraber.o anlatsa ben sussam.gideceği zaman “dur” desem.daha susacaklarım bitmedi.
öfke…
kanıma karışandan yadigâr yastığıma bıraktıklarım.ateşli nöbetler her an kapıda.sigara külüne bulanmış huzur.ölümle tavla oynayan bir küçük kız çocuğu koşturur aynalarda şimdi.
gerçek..
elimin kesilmesini bir ben mi hissederim?o zaman bu kitaplar neyin nesi?oysa güvenmeyi öğrettiler bize.şimdi görüyorum ki ayaklarımız hiç yere basmamış.
sen…
şaşırdın mı?üzüldün mü?korktun mu?eğer öyleyse hayal kırıklığı başlamış.güle güle,tepe tepe kullan…
mavi…
sınırsız,belki geniş..hadi kalkın desem,sus otur derler.
siyah..
kökünden kessem rengi değişir mi ki?
göz…
seni ne çok,ne kolay kandırdılar bilsen.Onlar seni,sen aklımı,aklım yüreğimi kandırır.
sözler…
hüzünlü,ıssız,kimsesiz,çorak bir fısıltıdır artık insan…
hayat…
başlangıç sondu,son da başlangıç olur belki..küçük bir ayrıntıydın sadece ki varlığına sebep olan bile unutmuş sonunda.sadece küçük bir ayrıntı…
şimdi evren,ayrıntılardan örüldüğünü biliyor…
ayrıntılar hayatı yarattı…
hayat seni yarattı…
sen evreni yarattın…
ayrıntılar hayatı bitirdi…
hayat seni bitirdi…
sen evreni bitirdin…
bitti…