Kara Kedinin Günlüğü

…eğer susarsam,öfkem yitik bir vadide yankılanır.

Bir karmaşadır gidiyor.

uzun süredir bir karmaşadır gidiyor,sırlara yakın,sırlarla barışık ve yalnızlıklara açık bir hayat..üstelik hamam böceklerinkine benzemeyen bir hayat…soluklanıyoruz farklı kulvarlarda üstelik çay müptelası bir hayat kaldı elimizde…önerilerin öneri olmaktan çıkıp dayatıldığı,lanet bir döngünün içindeyiz…bir karmaşadır gidiyor,hüzün yine gece yarıları şizofrenik bir edayla sokuluyor zihnimin çeperlerine…tesadüflerin tesadüfen uğradığı bir hayatı yaşamak oldukça zor.yani hayat yine zar tutmaya başladı.

Mart 25, 2009 Yazan: karakedi | Günce | | 1 Yorum

Dada Hiçbir Anlama Gelmez

Ya onu önemsiz bulurlarsa, ya hiçbir anlam taşımayan bir sözcükle zaman harcamak istemezlerse, bu insanların kafaları nda dönüp duran ilk düşünce bakteriyolojik türdendir. Sözcüğün en azından etimolojik, tarihsel ya da psikolojik kökenini bulma düşüncesidir.

..gazetelerden, Krou zencilerinin kutsal bir ineğin kuyruğunu Dada olarak adlandırdıklarını öğreniyoruz. İtalya’ nın kimi bölgelerinde anneye ve kübe dada denir.

Rusça’ da ve Rumence’ de de dada tahta at ve sütanne (bakıcı) anlamlarında kullanılır. Bilgiç gazeteciler dada sözcüğünde, bebekler için yaratılmış bir sanat görür, günün “Küçük Çocuklarını Çağıran İsa Kılıklı” hazretler, Dada’ da kuru ve gürültücü, gürültücü ve monoton bir ilkelliğe dönüşü bulurlar.

Duyarlılık, bir tek sözcük üstüne kurulmaz…

Bir sanat yapıtı hiçbir zaman nesnel olarak herkes için karar yoluyla güzel olamaz. Öyleyse eleştiri yararsızdır, her kişi için öznel olarak ve en küçük bir genellik izi taşımaksızın vardır. Bütün insanlığa ilişkin ortak psişik temelin bulunmuş olduğuna mı inanmaktadır?

…bilinmez. “Yakınını Sev” ilkesi bir aldatmacadır.

Kendini Tanı” bir ütopyadır. Ama daha kabul edilebilir bir şeydir, çünkü kötülüğü içerir. Acımak yok. Katliamdan sonra bize arınmış bir insanlık umudu kalır. Ben hep kendimden söz ediyorum. Çünkü ikna etmek istemiyorum, başkalarını da kendi ırmağıma sürüklemeye hiç hakkım yok; kimseyi beni izlemeye zorlamam,. Ben ve herkes sanatını kendi bildiği gibi yapar…

Dada toplumdan bağımsız olma, topluma karşı güvensizlik olma gereksiniminden doğdu. Bize ait olanlar özgürlüklerini koruyorlar. Hiçbir kuram tanımayız biz. Biçimse fikir laboratuarları olan kübist ve fütürist akademilerden bıktık artık.

Para kazanmak ve kibar burjuvaları okşamak için mi sanat yapılır?

Düzen=düzensizlik; ben=ben olmayan, doğrulama=yadsıma

Bir mutlak sanatın yüce parıltılarıdır bunlar…

Ailenin bir yadsıması durumuna gelmeye elverişli olan her tiksinti ürünü, Dada’dır…

….yaratıklar arasından güçsüzlerin dansı olan mantığın ortadan kaldırılması Dada’ dır; her hiyerarşinin ve uşaklarımız tarafından, değerler için kurulan her toplumsal denklemin ortadan kaldırılması Dada’ dır; her nesne, bütün nesneler, duygular ve karanlıklar, hortlaklar ve paralel çizgilerin kesin şoku savaşmak için araçtır: İşte bu da Dada’dır; belleğin ortadan kaldırılması Dada’dır; arkeolojinin ortadan kaldırılması Dada’dır; yalvaçların ortadan kaldırılması Dada’dır; geleceğin ortadan kaldırılması Dada’dır; doğallığın dolaysız ürünü olan her tanrıdaki tartışmasız mutlak inanç Dada’dır…

Tristan Tzara-Modernizmin Serüveni (1998, Hazırlayan, Enis Batur, İstanbul:YKY, çev. Sema Rıfat)

Ekim 2, 2008 Yazan: LiberterKedi | Anti - Popüler Politika, Anti Popüler Politik, Deneme, Edebiyat, Felsefe, Günce, Kitaplık, Kültür & Sanat, Resim | | Henüz Yorum Yok

Çıkarı Olmayanlar/Oğuz Atay

…çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaktır.

Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır. yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse, onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır. Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır. ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını otlar bürüyecektir. Mezarları bir kenarda kalmasa bile, büyük ve muhteşem anıtların arasına sıkışıp kaybolacaktır. Cennetteki muhallebicide de, garson onlarla ilgilenmeyecektir. Ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan kalkacaklardır.

Hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çıkmaza sürüklenecektir. Kendini beğenmişliğin cezasını daha bu dünyadan çekmeye başlayacaklardır. Sıkıntılarını kimseyle paylaşmasını bilmedikleri için, yalnız başlarına ıstırap çekeceklerdir. Duygu alıverişinden nasipleri olmayacaktır. Duygusuz, hareketsiz, tatsız bir hayat yaşadıkları sanılacaktır. Çektikleri acılarla, yüzlerinin buruşmasına, saçlarının beyazlaşmasına izin verilmeyecektir. Güldükleri zaman sevinçli, ağladıkları zaman kederli oldukları sanılacaktır. Hayattan çıkarları olmadığı da asla kabul edilmeyecektir. Böyle bir yanlışlığa düşülmeyecektir. Aslında, hayattan çıkarları olduğu ispat edilecektir, çıkarlarını korumak için canları çıktığı halde, bunu beceremedikleri için, çıkarları yokmuş da birşey beklemiyormuşçasınagillerden göründükleri, yüzlerine vurulacaktır. Onlar da bu saldırılara bir karşılık bulamayacaklardır. Kendilerini yokladıkları zaman, bütün ileri sürülenlerin gerçek olduğunu, hayatlarını boş yere harcadıklarını, ne yazık ki artık çok geç kaldıklarını onlar da açık ve seçik olarak göreceklerdir. İşte o anda dahi, delice bir harekette bulunmalarına, anlamsız bir hayatı anlamlı bir şekilde bitirmelerine göz yumulmayacaktır. Kendilerini öldüremeyeceklerdir. Onlara anlatılacaktır ki, böyle bir davranış bütün yaşamlarıyla çelişki içindedir, gerçekle ilgisi yoktur: kendilerini öldürürlerse, onlar hakkında varılan isabetli yargıları çürütmek için gene boş bir çaba göstermiş olurlar. Bu hiçbir şeyi değiştirmez. Onlar, bu rezilliğe de katlanarak sürünmeye devam edeceklerdir.

Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıdır?

Hayattan çıkarı olmamak, hem tanrının hem de insanların gözlerinde affedilmez bir suçtur;gelişip yayılmaması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır. Bütün tarih, bütün iktisat, bütün sosyoloji, bütün psikoloji, kısaca bütün bilimler, hayatın çıkarcılığa dayandığını göstermek için yırtınacaklardır, yırtınmalıdırlar.

Ben çıkarıma bakarım” diyeceksiniz, bunun için “Babamı bile tanımam” diyeceksiniz. Kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı olmayanları hiç!

Ekim 1, 2008 Yazan: LiberterKedi | Biyografi, Deneme, Edebiyat, Günce, Kitaplık, Kültür & Sanat, Öykü | | Henüz Yorum Yok