Dada Hiçbir Anlama Gelmez
“Ya onu önemsiz bulurlarsa, ya hiçbir anlam taşımayan bir sözcükle zaman harcamak istemezlerse, bu insanların kafaları nda dönüp duran ilk düşünce bakteriyolojik türdendir. Sözcüğün en azından etimolojik, tarihsel ya da psikolojik kökenini bulma düşüncesidir.“

..gazetelerden, Krou zencilerinin kutsal bir ineğin kuyruğunu Dada olarak adlandırdıklarını öğreniyoruz. İtalya’ nın kimi bölgelerinde anneye ve kübe dada denir.
Rusça’ da ve Rumence’ de de dada tahta at ve sütanne (bakıcı) anlamlarında kullanılır. Bilgiç gazeteciler dada sözcüğünde, bebekler için yaratılmış bir sanat görür, günün “Küçük Çocuklarını Çağıran İsa Kılıklı” hazretler, Dada’ da kuru ve gürültücü, gürültücü ve monoton bir ilkelliğe dönüşü bulurlar.
Duyarlılık, bir tek sözcük üstüne kurulmaz…
Bir sanat yapıtı hiçbir zaman nesnel olarak herkes için karar yoluyla güzel olamaz. Öyleyse eleştiri yararsızdır, her kişi için öznel olarak ve en küçük bir genellik izi taşımaksızın vardır. Bütün insanlığa ilişkin ortak psişik temelin bulunmuş olduğuna mı inanmaktadır?
…bilinmez. “Yakınını Sev” ilkesi bir aldatmacadır.
“Kendini Tanı” bir ütopyadır. Ama daha kabul edilebilir bir şeydir, çünkü kötülüğü içerir. Acımak yok. Katliamdan sonra bize arınmış bir insanlık umudu kalır. Ben hep kendimden söz ediyorum. Çünkü ikna etmek istemiyorum, başkalarını da kendi ırmağıma sürüklemeye hiç hakkım yok; kimseyi beni izlemeye zorlamam,. Ben ve herkes sanatını kendi bildiği gibi yapar…
Dada toplumdan bağımsız olma, topluma karşı güvensizlik olma gereksiniminden doğdu. Bize ait olanlar özgürlüklerini koruyorlar. Hiçbir kuram tanımayız biz. Biçimse fikir laboratuarları olan kübist ve fütürist akademilerden bıktık artık.
Para kazanmak ve kibar burjuvaları okşamak için mi sanat yapılır?
Düzen=düzensizlik; ben=ben olmayan, doğrulama=yadsıma
Bir mutlak sanatın yüce parıltılarıdır bunlar…
Ailenin bir yadsıması durumuna gelmeye elverişli olan her tiksinti ürünü, Dada’dır…
….yaratıklar arasından güçsüzlerin dansı olan mantığın ortadan kaldırılması Dada’ dır; her hiyerarşinin ve uşaklarımız tarafından, değerler için kurulan her toplumsal denklemin ortadan kaldırılması Dada’ dır; her nesne, bütün nesneler, duygular ve karanlıklar, hortlaklar ve paralel çizgilerin kesin şoku savaşmak için araçtır: İşte bu da Dada’dır; belleğin ortadan kaldırılması Dada’dır; arkeolojinin ortadan kaldırılması Dada’dır; yalvaçların ortadan kaldırılması Dada’dır; geleceğin ortadan kaldırılması Dada’dır; doğallığın dolaysız ürünü olan her tanrıdaki tartışmasız mutlak inanç Dada’dır…
Tristan Tzara-Modernizmin Serüveni (1998, Hazırlayan, Enis Batur, İstanbul:YKY, çev. Sema Rıfat)
Agamemnon

Agamemnon
Agamemnon Yunan Mythos’ unda tektir, eşsiz bir tiptir. Yalnız İlyada’ da değil, efsaneler boyunca onun simgelediği kavramı onun kadar etkin ve belirgin niteliklerle canlandıran başka bir kişi yoktur.
Agamemnon kraldır, krallar kralıdır, her biri bir bölgenin yönetimini elinde tutan birçok derebeylerinin başında, onları ordularıyla birlikte yöneten başkomutandır. Buyruğuna tek sınır, bölgesel kralların toplantısında çizilir, bu kurultay da da başlıca kural danışmadır. Yunan Mythos’ u tanrılar tanrısı Zeus’ un üstünde, ondan üstün bir güç bulunduğunu gösterdiği gibi, krallar kralı Agamemnon’ un kişiliğinde de krallığın hem erdemlerini, hem de eksik ve zayıf yönlerini önümüze serer.
Bu bakımdan destana olduğu kadar, tragedyaya da esin konusu olmuştur Agamemnon. İlyada’ nın üçüncü bölümünde Helene surların üstüne dizilmiş, savaş alanına bakan Troyalı ihtiyarlara en başta eski eniştesi Agamemnon’ u “Hem iyi bir kral, hem güçlü bir savaşçı” olarak tanıtır.
Agamemnon’ un krallık yetkisi Zeus’ tan gelmiştir. Homeros onun asasının, kral değneğinin tarihçesini çizerken, soyunu Pelops’ a kadar götürür, başka bir efsane koluna göre Agamemnon’un ilk atası Tantalos’ tu. İlyada’ da Pelops oğullarının kan davasından söz edilmez, krallık normal yoldan Pelops’ tan Atreus’ a, Atreus’ tan Thyestes’ e ve ondan Agamemnon’ a aktarılır.
Atreus ile Thyestes arasındaki kardeş düşmanlığı ve onun sonucunda işlenen korkunç suçlar daha çok tragedyaya konu olmuştur Atreus. Ama destan Agamemnon’ u bir krala özgü bütün nitelikleriyle canlandırır. Bu kral portresi üstünde durmaya değer. İlyada’ nın konusu, Agamemnori ile Akhilleııs arasındaki kavga Agamemnon yüzünden kopar. Ve bu kavgada krallar kralının tutumu, karakteri ve kişiliği bütün açıklığıyla ortaya serilir. Agamemnon kraldır ve her kral gidi kendi çıkarını, istek ve buyruklarını emrindeki insanlannkinden üstün görmekte ve bu İnanışa göre davranmaktadır. Tutsağı Khrysels’ i geri vermek istememesi, vermek zorunda kalınca Akhilleus’ unkini almakta hiçbir sakınca görmemesi kavganın asıl nedenidir. Bu olayda karşısına çıkan kim olursa olsun paylar, tersler, hiçe sayar.
Kalktı hırsla gücü yaygın Agamemnon, yiğit Atreus oğlu, kapkara bir öfkeyle doluydu yüreği, yanıyordu iki gözü yalım yalım…Apollon’ un Akha’ lara gönderdiği salgının nedenini bilen Kalkhas, bu öfke karşısında çekinir gerçeği söylemeye yeltendiğinde: Kızdıracağım biliyorum Akha’ ların saydığı adamı, o adamın bütün Argos’ lulara her yerde sözü geçer. Kral azgın olur kızınca ayak takımından birine, bir zaman öfkesini yenerse de, unutamaz kinini, dışarı vurana dek taşır yüreğinde onu. Ama Agamemnon ne Kalkhas’ ı dinler, ne de onun sözlerine uyulmasını salık veren Akhilleus’ u, bildiğini yapar. Bu davranışı tepki uyandırır. Tepkinin, yalnız kavgaya tutuştuğu Akhilleus’ tan gelmemesi, ordunun alt tabakasını simgeleyen bir askerin de kralı en ağır sözlerle kınaması dikkati çeker. Halkın yöneticisini eleştirmesi dünya yazınında ilk kez görülmektedir burada. Bu eleştiri Akhilleus’un ağzından şöyle dile gelir.
“Ey doymak bilmek adam… Seni gidi edepsiz, çıkarma düşkün yürek… Seni şarap fıçısı,seni it gözlü, seni geyik yürekli… Halkını kemiren bir kralsın sen“
Ama yiğidin sözlerinden daha da şaşırtıcıdır Thersites’ in, halktan bir adamın kralı kınaması gibi. Bu eleştiri yalnız kralı degil, feodal Akha düzeninin tümünü kapsamaktadır. Gene mi bir fisteğin var, Atreus oğlu, Barakaların tunçla, kadınla dolu. Bir şehri alır almaz biz Akhalaronları sana verdiydik ilk peşin. Bir de altın mı istiyor canın şimdi? Tutup getirelim Troya’ ya Mardan birini, gelsin babası kurtulmalık versin sana, altınla versin sana, öyle mi? Taze bir kadın mı istiyorsun yoksa, düşüp kalkmaya, bütün gözlerden uzakta, kapatmaya kendine? Başbuğsun, yakışık almaz Akha oğullarını yıkıma sürüklemen. Size diyorum Akha oğulları, hey, Akha oğulları denmez size artık, Akha kadınları demeli, sizi aşağılık herifler sizi, hadi yurda dönelim gemilerimizle, tek başına bırakalım Troya’ da onu, otursun onur payının üstüne. Yardım etmeyelim de görsün sonunu.
Saygısızlık etti Akhllleus’ a, en üstün yiğidimize, aldı onur payını, yoksun bıraktı onu. Akhilleus’ un içinde büyük bir kin yok gene de; hem gevşek davranmasaydı sana, Atreus oğlu, bu senin son küfrün olurdu ona. Bu sorunu Akha ordusunun nasıl çözümlediği de ilginçtir. Athena’ nın verdiği esinle…
Odysseus sıraları dolaşıp şöyle yatıştırır herkesi.
..bilemezsin Atreus oğlunun niyeti ne?
Akha oğullarını yokluyor şimdi o, ama ezecek yakında başlarını…Öfkelenip de Akha’l ara yıkım getirmesin sakın, Zeus’ un beslediği kralların amansızdır öfkesi…daha güçlüdür onlar senden. Sense savaştan anlamaz korkağın birisin. Ne kurultayda geçer sözün, ne savaşta geçer. Hem biz burada hepimiz kral değiliz ki. Her taraftan bir ses çıkarsa iyi olmaz, bir tek baş olmalı, bir tek kral. Kurnaz Kronis oğlu şu değnekle bütün yetkileri size krallık etsin diye verdi Agamemnon’ la
….Agamemnon gene de bir zorba olarak gösterilmez ilyada’ da, aslında talihsiz bir adamdır: Akhilleus’ u kırdığına bin pişman olur, barışmak için ödün vermeye razıdır. Yiğidin olumsuz tepkisiyle karşılaştıktan sonra, bir daha aynı uysallığı gösterir ve özür dileyerek barışır (İl. XIX, 85 vd.). Her davranışında sanki bir sakarlık vardır Agamemnon’ un: Aulis’ te avlanırken Artemis’ i kızdırması, bu yüzden kızı İphigeneia’ yı kurban etmek zorunda kalışı bu kralın hatalarını ne kadar pahalıya ödediğini gösterir. Karısının ve onun âşığı olan kendi amca oglunun elinden öldürülmesi bile aynı yarı komik, yarı trajik kaderin belirtisidir. İlyada onun kahramanlıkları ve öldürdüğü Troyalı yiğitlerin adıyla doludur, ama Agamemnon burada da tam başarılı değildir, ne savaşta bir Akhilleus ya da bir Aias olabilir, ne de kurultayda bir Nestor ya da Odysseus gibi üstün bir akıl gösterebilir. Onun kişiliğinde Homeros ve yolunu izleyen bütün ozanlar krallık kurumunun kusur ve eksikliklerini ortaya sermek istemişlerdir sanki.
Kaynak: Mitoloji Sözlüğü
Soytarı
Çember içerisinde mutlu ve genişlemeye karşı yapımız ile gelişmeye kapanmışız.
Sebebi nedir sizce?
En iyi ardıl cevap ise:
Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar. Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür.
Schopenhauer
…budur sanırım bu yargıya verilecek en güzel cevap.
…dünya panayırında yer alan diş kovuklarını dolduran şaklaban, soytarılarız biz. Tanrının çobanı, ruhların sahibi, sürekli yinelenen hiyerarşi aşığı güç düşkünü soba camındaki is)-i-(z biz. Yanmadıkça hiç bir yere yayılamayız bu korkularımızla.
Farkında değiliz.
…karanlık bir sevişme ise bu yanlış tutku, acın ile taçlanınca. Umarım uyanırsın bu soytarılıktan. Sıyrıl da dal cehennemlerine dünyanın. Açlık, kokru, savaşlar arasında ölümün kokusunu tenine dolada gör bakalım ne kadar komik. Çomağını soktuğun yerlerin düzenini bozduğunda, çokça neşter fikir bedenlerini ameliyat edecek. Direm direm azalıp yok olduğunda.
-Sen kralsın, arzunun kamçısını fikirlerinin önünde tutabildiğin için
…diyecekler. İşte bu doğrultudan sıyrıl. Sıyrıl ki zehirli mantarların inceleştirilmiş parçalarının verdiği o halüsünojik etkilerin uyuşukluğundan uyan.
Ve artık soytarı olma, onların sofrasında!