Felsefe

Herşey zihnin labirentlerinin keşfedilmeye çalışılması ile başladı.
Düşünce ve akımlar adına herşey…
1 Yorum »
Yorum yapın
KaraKediGüncesİ
Kasım 2009 M T W T F S S « Oct 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 -
Top Clicks
- Hiçbiri
a
-
Son Yazılar
-
Son Yorumlar
tuğçe on Dönüşüm(Franz Kafka) tuğçe on Dönüşüm(Franz Kafka) Elestirel Gunluk on Ulusun İmkansızlığı Üzeri… karakedi on Dönüşüm(Franz Kafka) ömürcek on Sevgili Devrim -
Popüler Yazılar
Sayfalar
Arşiv
-
Blog Stats
- 43,000 hits
KaraLamalaR
Günlük Paneli
Sayaç
Yer İmlerimiz
Günce’den Yazılar- Kusma Kulübü Ekim 25, 2009bir hikâyeyi hüzünlü kılan şey yalnızca sonudur. -Kusma kulübü sisyphos ve ben! itiraf etmeliyim: ortak paydamız yazgımız değil, budalalığımız. - ona neden inandın? - çünkü sevince aptalların hayalgücü genişler. insanları sevmek için kimseye söz vermedim. …. Her büyük karşı koyuşun sonu görkemli bir teslimiyettir. …. “35 yaşındayım ve ölüyo […]karakedi
- Ahmaklar Gemisi-Theodore Kaczynski Ekim 25, 2009Bir zamanlar, bir geminin kaptanı ve ahbapları kendi denizciliklerini çok beğenir ve kendilerine çılgınca hayran olurlarmış. Gemiyi kuzeye çevirdiler, aysbergler ve tehlikeli buz kütleleri ile karşılaşıncaya kadar yol aldılar, ve çok tehlikeli sularda yol amaya devam ettiler, sadece kendilerine gemiciliğin çok parlak başarılarını yerine getirmek için fırsatl […]karakedi
- Ulusun İmkansızlığı Üzerine Ekim 6, 2009Bir insan kilitli olmayan,ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor,çekmek aklına gelmiyorsa,odada hapistir. -Ludwig Wittgenstein Bir zamanlar kocaman bir gezegende birbirinden habersiz milyonlarca insan yaşarmış.Bunların çoğu kendi köylerinden başka köy bilmezlermiş.Ama hepsi de mutlu ve özgür bir hayat sürüyorlarmış.Bir gün iki arkadaş köyün bilin […]karakedi
- Kusma Kulübü Ekim 25, 2009
Site info
Kara Kedinin GünlüğüTheme: Andreas04 yazan: Andreas Viklund. WordPress.com'dan blog alın.
Zihin Haritasıdır paradigma,maalesef günümüz toplumundada değişmeyen sınırları içerisinde yetinmeyi tercih eden bir olgu halini almıştır. Paradigmalar değiştirilebilinir başka bir söylem ile değişmese bile geliştirilmelidir.
“Karsilastiginiz sorunlari, o sorunlari yarattiginiz düsünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.”(Albert Einstein)
Paradigma Kelimesi Yunanca paradeigma’dan gelen kavramın popülerliğini sağlayan Thomas Samuel Kuhn’dur. Bilimsel Devrimlerin Yapısı adlı kitabında düşünselçerçeve, kuramsallığın belirli bir terimi olarak ve kendisi de yirmi çeşit paradigmada kullanarak anlatır. Ana anlamı, bir bilim çevresine belli bir süre için, bir model sağlayan evrensel olarak kabul edilen bilimsel başarılar, olarak tanımlanır.
Fakat toplumda paradigma ile karıştırılan Kuramvardır. Ve kuram paradigma değildir. Paradigma olması için, yeni ve benzersiz olması, yeniliğinin gelecekteki çalışmalara kaynaklık edecek türde olması. Bir olağan paradigma,olağan bilim etkinliği kuramıdır. Bu kuram her şeyi çözemez, açıkta kalan sorunları görmezden gelir veya dosyalar. Bunlar ve getirdiği sorunlar büyüyüp de kuramın başına bela olduğu zaman, bilim adamı veya bilim adamları çözüm bulmak zorunda kalırlar. Ve olağanüstü paradigma dönemi gelir. Olağan dönem iflas etmiştir. Kriz döneminde bilim adamı,yeni paradigma oluşturmak zorundadır. Paradigma değişikliği denilen olay budur. Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur. Kavramların yerli yerine konması için belki bütün teori baştan alınır. Ancak bu olağanüstü dönemde eski paradigmalar direnirler, teoriden kopmalar çatışmalara yol açar.
Terim olarak Thomas Samuel Kuhn’ un kullanmasından önce Herodotos, Platon, Aristoteles’de geçer. Ancak bilinen kesin anlamına ve bilim felsefesindeki tartışmasız konumuna Kuhn ile ulaşmıştır. Terimin amacı geniş bir düşünsel çerçevedir. Kuhn’un Bilimsel Devrimlerin Yapısı kitabında 21 farklı anlamda kullanılır. Esas olarak, bir bilim çevresine belli bir süre için egemen olan model, anlamını verir. Bir kuramın paradigma olması için öyle bir yenilik getirmesi lazımdır ki, hem rakipleri varsa şaşırsın ve hayran olsun, hem de çağını aşarak ilerideki görüşlere kapı açsın. Olağan paradigma da zamanla çözemediği sorunlar olduğunda bunalıma düşer ve olaganüstü arayışlara girer ki bu döneme paradigma değişikliği hakimdir. Kuhn, bu anlamda bilimsel bilginin gelişiminin bilimdeki devrimsel / sıçramalı gelişmelerle meydana gelidiğini belirtir. Belirli bir egemen paradigma artık geçerliliğini yitirmeye başladığında kendiliğinden yeni bir paradigmaya yerini bırakmaz, aksine bu devrimsel süreçlere benzeyen aşamalar gösterir. Paradigma değişiklikleri eskisinde büyük yıkımlara yol açar. Belirli bir paradigmanın belirli bir zamandaki geçerliliği, sözkonusu paradigmanın genel – kabuledilirliği ile ilintilidir.
Burdan yola çıkarak önyargılara değinirsek; Ön yargılarımızı üzerine Stephan Covey aşağıdaki alıntısını okursanız. Paradigmaların değişmesi, ve bundan yola çıkarak bu devinimden kendimizi geliştirmemiz kanısındayım..
“….Önemli bir toplantida cep telefonuyla bagira bagira konusan bir kisi garibinize gidiyorsa,paradigmanizi degistirmeden onu degerlendirdiginiz için, siz yaniliyorsunuzdur. Örnegin trende giderken, bir baba, 3 evladiyla oturup,s ürekli aglayan çocuklarina hiç, susun, demeden yolculuga devam ettiginde; siz ona ne gamsiz adam, diyebilirsiniz. Ama sorsaniz, onlar hastaneden geliyorlardir ve bir saat önce çocuklarin anneleri ölmüstür ve eve dönüyorlardir.Prof.Covey in konusmasini dinlemeye gelen annesi, arka sirada oturan 2 kisinin toplanti boyunca sürekli konustuklarini görerek, çok öfkelenmis ve oglumu küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüs. Yemek molasinda ogluna, sunlarin kafasina çantami indiresim geliyor, demis. Oglu,anne o adam Finlandiyali, burada smultane tercüme yok, mecburen tercümani yanina oturttuk, demis. Havaalaninda aktarma yapmak isteyen yasli bir hanim, uçaginin 2 saat gecikmeli oldugunu ögrenince, dergiler ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmis.Yanindaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu birakarak, okumaya dalmis.Bir ara bakmis ki, yanindaki koltugu oturan bir adam, sehpadaki kurabiye paketini açiyor ve de yemeye basliyor. Kurabiyelerin kendisine ait oldugunu hissettirmek isteyen kadin, adama dik dik bakmis. Hatta cani o an istemedigi halde, kutudan bir kurabiyeyi agzina atmis. Her halde kurabiyelerin sahibinin kim oldugunu artik anlamistir diye düsünürken,adam bir tane daha agzina atmaz mi.Hemen kadin da bir tane daha atmis ve bir yarisma baslamis, adam bir tane, kadin bir tane.Sonuçta kutuda tek kurabiye kalmis, adam onu hizlica kaparak ortadan bölmüs ve gülerek kadina ikram etmis. O sirada, kadinin uçaginin alana indigi anonsu duyulmus ve islemler için kadin bankoya gitmis. Pasaportunu çikartmak için çantasini açtiginda, ne görsün; kendi kurabiye paketi, hiç açılmamış durumda çantası içerisinde duruyor. Ve anladığınız üzere kendisi adamın kurabiyesini yiyormuş. Burdan çıkaracağimız baskalarinin düsünce ve davranislari hakkinda hüküm verirken, elimizdeki veriler çogu zaman yeterli olmuyor. Davranislarin nedenini bilmeden çok yanlis yargilara varabiliyoruz. Covey bu örnekleri; ayni enformasyona farkli bakis,bizim davranislarimizi belirler, diye özetliyor. Buradan yola çikarak çözemedigimiz sorunlar için, paradigma (zihin haritasi)degistirmenin geregini vurguluyor. Einstein’in bir sözünü animsatiyor : Karsilastiginiz sorunlari, o sorunlari yarattiginiz düsünce düzleminde kalarak çözemezsiniz. Çogumuzun zaman zaman yaptigi gibi, “sorunlarin içinde kaybolmak” yerine, paradigma degistirmeyi basarip, sorunlara farkli biçimde yaklasabilenler,o sorunu asma sansini da yakaliyorlar.Zaten sorunlarimizi dostlarimizla paylasmamizin nedenlerinden biri de, farkli bir bakisin,bize farkli davranabilme kapısı aralama ihtimali degil midir. Çözümsüz gibi gördügünüz sorunlar konusunda paradigma degistirmenin önemi vardir.Aslinda hayatimizi,basarimizi,mutlulugumuz belirleyen bizim kendi davranislarimizdir.Basimiza gelen her seyle onlara verdigimiz tepki ve yanit arasinda genis bir hareket alani vardir.”