Astyanaks’ ın Ağıtı
Akhaların buraya getirdiği savaştan. Gelecekte yalnız acıyla kaygı görecek o, yoksun edecekler onu tarlalarından. Bir çocuğu yetim bırakan gün, akranlarından da yoksun kılar onu, dolaşır boynu bükük, başı önde, gözü yaşlı, çaresiz başvurur babasının arkadaşlarına, rastgele sarılır onun bunun eteğine, şarap tasını uzatsa bile acıyan biri, ıslatır şarap dudağını, dokunmaz damağına.
Şölenden kovar onu anası babası sağ olan, eliyle vurur, küçük düşüren sözler söyler, hadi der, kır boynunu burdan yok senin baban bu şölende. Ağlaya ağlaya sığınır dul bir ananın koynuna. Astyanaks, babasının kucağında bir zamanlarilikle, koyun yağıyla beslenen çocuk. Eskiden oyunlarını bitirirdi o, uykuya dalardı yumuşak bir döşekte, en güzel yemeklerle dolardı gönlü kolları arasında sütninesinin. Troyalıların Astyanaks dediği bu çocuğu, şimdi babasından yoksun, bekler nice acılar!
Onların kapılarını korurdun, yüksek duvarlarını, korurdun sen, Hektor, tek başına. Şimdiyse koca gemilerin dibinde, köpekler doyuracak karınlarını bedeninden. Burda çırılçıplak, anadan doğma, oysa sarayda ne çok ruban var, tüy gibi, kadın eliyle dokunmuş süslü rubalar.
Ateşe verip yakacağım hepsini, madem hiçbiri yaramaz artık işine, madem onları giydirip yatıramam döşeğe seni, yakacağım sana şan olsun diye, gözleri önünde Troyalı erkeklerle kadınların.
[Yaşar Kemal'in Ağıtlar Kitabından Alıntıdır]